Başkomutan Mustafa Kemal nasıl bir Savaşın, Adaletli – Adil bir şekilde en zor koşullar altındayken, az zamanda çok Büyük İşler yapabilmenin sonucu olarak Büyük bir Zaferle Kazanıldığını tüm Dünyaya göstermiş ve Kanıtlamıştır. Prensibimiz, gerekmedikçe hiçbir savaşa gerek kalmadan çözüm odaklı hareket edilmesi gerekliliğidir. Ancak Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir Anlayışı ile bir Ulusun Kaderini çizecek bir Savaşın Demokrat yöntemlerle Kazanılması elbette ki büyük bir Gururdur. Lider, Azimli ve Cesaretle elindeki tüm olanakları sınırları zorlarcasına bütün imkansızlıklara rağmen kullanabilmiş ve bütün engellemelere – baskılara – ölüme bile meydan okuyabilecek bir Kararlılıkla, Dahi Zekası sayesinde Halkın Birlik ve Beraberlik Gücünü de alarak Bütünleştirmiş ve tüm Dünyayı büyük bir şaşkınlığa uğratarak Dünya Tarihine damgasını yüzyıllar boyu sürecek şekilde vurmuştur.
Adını Altın Harflerle yazdırmayı başaran bu Güçlü – Hümanist ve Deha olan bu Lider, tüm Dünyayı karşısına alarak yolunda emin ve kararlı adımlarla ilerleyerek Halkların gönlünü fethetmiş ve savaşta yıllarını vermiş en kıdemli askerlerin karşısında bile ölümüne savaşan bu Halkların birlikte ve dayanışma gücüyle kazanılması zor ve hatta imkansız olan bu büyük Savaş, Ustalık ve Dikkat isteyen çok ince ve Dahi bir Zeka ve Yüce Gönülle Kazanılmıştır.
Baskılara ve korkuya boyun eğmeyerek Hür Vicdan – Özgürlük ve Demokrasinin bir Zaferiydi. Bütün Dünyayı ve Evrenleri dahi Kendine Hayran bırakan bu Güçlü Lider, Cesur – Hümanist – Demokratik – Baş Öğretmen – Baş Komutan – Kurucu – Önderlik ve Liderlik Vasıflarını Dahi Zekasıyla Kendinde toplamış ve bu Yüce Vasıfları sahip olduğu Yüce Gönlüyle büyük bir Hoşgörüyle ve Tevazuyla kullanıp, Bütünleştirmiş ve Sergilemiştir. Hayatının her dakikasını üstlenmiş olduğu Yüce bir Amaç uğruna harcamış ve hiç düşünmeden, gözünü kırpmadan Hayatını çoğu kez tehlikeye atmış ve bir Ulusa Kimlik Kazandırmayı Başarmıştır. Ulusal Kimlik altında bütün İnsanların bir birey olarak kula kul anlayışından kurtarılmış, başkalarının himayesinde yaşamayı reddetmiş ve bir Milletin nasıl kendi ayakları üzerinde durabileceğini tüm Dünyaya Kanıtlanmıştır.
Atatürk Türkiyesi, 1923‘ten itibaren Cumhuriyet ile İdare edilerek Yönetim şekli olan Demokrasi ile bütün Halkların Kardeşçe – Dayanışma ve Bütünleşme duyguları ile birlikte İnsan Haklarını koruyan Anayasal Hükümlerle çevrelenmiş bir Ülkede Yönetilmesi Amacı ile Kuruldu. Ancak O’nun aranızdan ayrılmasından sonra durumu başka emellere çeviren hainlerin yönetimdeki beceriksizliği ile Ülkenin ve Halkların bu son acı ve ızdırap dolu bir sürece getirdiği de hiç şüphesiz apaçık ve bariz bir şekilde görülmüştür.
Başkomutanlık ve Liderlik vasıflarıyla aynı zamanda Baş Öğretmenimiz olarak yeni doğmuş bir Ulusun Kimliğini oluşturarak, bir Ülkenin Çağdaşlaşmasında çok önemli katkısı olan Eğitim Programını Başlattı. Halkın Bilgiden yoksun kalıp köleleştirmeye karşın herkesin kendi yaşamında Hür – Bağımsız bir Vicdan olarak Ulusal Kimlik adı altında bütün Halkların birbirine karşı Saygılı – Hoşgörülü ve Adilce Yaşama olanakları ve imkanları sunularak Temelini çok güçlü bir şekilde atan bu Büyük Önder, Türkiye Cumhuriyetinin Başkanı olarak nasıl bir Ülkenin yoktan var edilip Kuruluşuna tüm Dünyanın tanıklık etmesini sağladıysa aynı zamanda bu Ülkenin yüzyıllar sonrasında da var olacağını ve asırlar boyunca da varlığını nasıl idame ettirebileceğine dair tanıklık edileceğinin Hakiki İspatını ve Kanıtını Sunmuştur.
YENİ DÜNYA DÜZENİ
Yorumlar
Yorum Gönder