Sanat kotları, toplumun en yüksek bilinç seviyesine ulaşabilenlerdir. Toplumdaki sorunların nasıl çözüleceğine dair daima ileri bilgi ve bilinç sahibi oldukları için genellikle yol gösterici rehber niteliğindedirler. Ancak toplumun yozlaşmış kesimi ağırlaştıkça elbette yozlaşmış beyinlerin uğrattığı zarar ve ziyanlardan korkan, çekinen kesim muhakkak bulunmaktadır. Bunun seçimi dolaysıyla şahsiyeti ilgilendirdiği için hiç kimseye ne yapabilecekleri hususunda herhangi bir baskı ve zorlama söz konusu değilken, vicdanı doğrultusunda hareket etmeyi alışkanlık haline getiren İnsanların çoğu ise yaşanan ne olursa olsun sessiz ve duyarsız kalamadıkları aşikardır. Vicdanının ışığında aklen-mantıken ve şuurlu hareket eden sağduyulu şahsiyetlerin değerliliği ölçüsünde topluma ne denli yarar sağladıkları göz önünde tutulduğunda toplumun gözü - kulağı ve sağduyusu görevini başarılı şekilde yürüttükleri kaçınılmaz gerçektir.
Toplumun yaralarını saran, iyileştirmeye çalışanlar hakiki vicdanını bulmuş kimselerdir. Aksine toplumun yaralarına tuz basanlar, sonu gelmeyen bir ıstırabın da nihai sorumlularıdır. Toplumun yararını gözetmek, topluma ciddi derecede fayda sağlayabilmek, başlı başına büyük bir yüceliktir, erdemliliktir. Her insanı insan kategorisinde gözlemleyebilmek ne yazıktır ki pek mümkün değildir. Burada sosyal yardımlaşmayı devreye almak en başta gelen birincil sorumluluktur. Toplumun geleceğini riske atmak ne denli korkunç bir tehlike ise aynı şekilde toplumun geleceğini korumak, olası tehlikelerden sahip olunan öngörü yetisi sayesinde olabildiğince uzaklaştırmaya çalışmak da tarifi edilemez Yüceliktir. Bunun için insanların neyi yapıp ne yapamayacakları hususunda kendi iradelerine dolasıyla tercihlerine bırakılmış olunması kişilerin en olumsuz koşullarda nasıl davranacaklarının da tespiti için gereklidir. Toplumsal bilinç düzeyinin artışına paralel olarak artan duyarlılık ve vicdani duyguların gelişkin olması toplumun da aynı zamanda gelişkinliğini gösterir.
Sanat, Evrendeki en yüksek Kottur. Toplum bilinci daima alt düzeyde tutulmaya çalışılırken bazı duyarlı ve vicdan sahibi kimselerin sahip oldukları kişilikleri gereği toplumun yaşadığı en zor koşullarda ister istemez kayıtsız kalamamaları ancak buna karşın ısrarla kendilerine yöneltilmiş provakatif eylemler ve baskılarla vicdanları kör- sağır ve dilsiz konumuna getirilme çabaları devam etmektedir. Toplumun en zor hallerinde dahi böylesi bir vicdansızlığı görmek gayet üzüntü vericidir. Toplumu aydınlatan, daima yol gösteren hatta toplumun gözü kulağı gibi olmuş insanlara gösterilen bu basiretsiz durumlar süreci ilerletmekten alıkoyan, hatta baltalayan bir yapıya büründürmüştür.
Zaman, herşeyi ispat edici özelliği ile yaşanacak olayları önceden öngörebilenlerin önsezileri sayesinde birçok toplumsal olay evveliyatından önlenebilmiş ve zaman zaman yaşanabilecek en kötü ihtimalleri dahi ortadan kaldırabilmiş vaziyettedirler. Ancak böylesi provakatif eylemlerin toplumun gözü ve kulağı olmuş şahsiyetleri direk yöneltilmesi toplumun vicdanını da sağırlaştırmış, duyarsızlaştırmayı da beraberinde getirmiştir. Böylesi bir durumda toplumun bilinç düzeyinin ne daha üst bir safhaya doğru gerçekleşmesi mümkünleşebilir ne de toplumun acıları hafifletilebilir. Bu gerçekler dururken daha da içinden çıkılamaz hale getirilmesinin mantığının kaynağını henüz anlayabilmiş değiliz. Toplumsal yapının değişkenliğinin gerekliliği hususunu özellikle vurgulamaktayız ancak toplumsal duyarlılığın bastırılmaya çalışılması vicdanın ısrarla körleştirilmesi, susturularak dilsizleştirilmesi, gelinen toplumsal tehlikenin boyutunu apaçık göstermektedir. Aşırı yozlaşmış bir toplumsal yapının çöküşü ve mahvoluşu kaçınılmazdır.
Hala dini ortamlarda yoğunlaşma olması, toplumsal tehlikeyi ve felaketi daima tetikleyecektir. Artık ilim ve bilim yolunda ilerlenmesi gerekliliği ön plandayken aşırı yozlaşmış kesimlerin baskınlığı ve bunun karşısında hiçbir şey yapılmadan kararsızlıkla gözleyen sessizliğin yol açtığı toplumsal felaketlerin asıl sorumluluğu ve tehdidi durumundadırlar. Toplumsal gelişmişliğin meydana gelmesi toplumsal değişikliklerin oluşmasının sonucudur. Toplumsal değişim ve gelişim aynı paraleldedir. Toplumun ilim ve bilim yönüyle irşat edilmesi çağındayken hala dini kesimlerce tutucu ve yozlaşmış düşüncelerle toplumsal yozlaşmayı ve bozulmayı meydana getirmesinin sonuçları ağır bir yıkım ve felakettir.
Akıl - Mantık ve Şuur sahibi olan Bilinçlerin sahip olduğu Evrensel Sorumlulukları gereği daima Toplumu Yüceltici faaliyetleri devam etmektedir. Toplumun İlericiliği görevini üstlenerek aynı zamanda bireysellikten kaçındıkları için hiçbir zaman fevri davranmamaktadırlar. Ancak vicdanı sağır ve kör olan bilinçlerin baskın halleri ve fevrilikleri topluma verdikleri zarar ve ziyan karşısında epeyce şaşkınlık yaratmış hatta ne yazık ki toplumu yaşanılan çağa ters bir tutucu anlayışla ilkelleştirerek korkunç bir derecedeki toplumsal gerilemeyi de oluşturmuştur. Bunun yarattığı tehlikenin hala farkına varamamış ve bencilliklerinin kara kuyularına hapsolmuş kimliklerin toplumu yıkım ve felakete uğratma çabaları ne yazık ki başarılı olmuştur.
- Anlaşılması için özellikle Vurguluyoruz -
Bütün Kainat Değişime uğrar. Değişime ve Yeniliklere kapalı bir toplumun varlığını daha fazla sürdüremeyeceği Gerçeğinin idrak edilebilmesi ve bu yönde bir Farkındalık yaratmaya çalışmamız da maalesef başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Değişimi ivedilikle kabullenmek hem bilinç kapsamında hem de toplumsal safhada muazzam bir Güç yaratır. İşte bazı kapalı toplumların ısrarla reddettiği bu Güç'ten korkulup çekindikleri için kendilerini Gelişime kapalı tutmaları, sonuç olarak asıl yok oluşun korkunç gerçeğinden de bihaber olmaları karşısında daha çıkılmaz bir bataklığa saplanmalarının önünü almaktaki çabaları da boşa çıkarmaktadır.
Toplumsal Bilgilerin alınmasındaki yöntemler henüz yeni yeni fark edilmiş ancak Toplumsal İdrake daha geç ulaşıldığından Bilinç Düzeyinin hala alt düzeylerde olması sebebiyle yaşanan korkunç felaketlerin de oluşumu daha fazla ertelenemez hatta engellenemez Gerçeğini artık Sunmak İstiyoruz.
Daima Toplumsal Bilinçlere yönelik hitap edilmektedir. Toplumsal Gerçekler ve bunun karşısında nasıl bir yol ve tutum izlenme gerekliliği açıklanır ve çoğunlukla da buna göre hareket edilir hatta bunun sonucunda ise en verimli sonuçlara ulaşılmıştır. Ancak gelinen Toplumsal Bilinç Düzeyindeki İlerleme beklenirken hızlı bir gerileyiş, bu Toplumsal Gerçeklerin tam manasıyla idrak edilemeyişinden kaynaklı çok ciddi sorunları da doğurmuştur. Bunun karşısındaki çaresizlik yaşanan Toplumsal zorluklardaki en büyük Üzüntümüz hatta Endişemizdir. Toplumsal Birlik ve Beraberlik yolunda ilerlerken çoğunluğun hala kendilerini kapana kıstırmış hal ve tavırlardaki vurdumduymazlığın baskın oluşu daha da ileri Toplumsal tehlikelerin de kötü bir habercisidir.
Toplumsal Gelişmiş Modelin artık eski alışkanlığın devam edemediği Gerçeğinin de Işığında eski bilgilerle ya da bilinen yanlış ama doğru sanılan bilgilerle hiçbir yere varılamayacağı Hakikatine bir an önce varılmalıdır. Topluma sunulan Hakikatler Toplumca kabullenemediği sürece hiçbir işe yaramadığı işlevsiz de kaldığı için Toplumda arzu edilen İlerleme ve Aydınlanma da yaşanamaz. Dolaysıyla da bu durum, Toplumu daima geriletmeye mahkum eder. Bu da beraberinde Toplumsal yıkımı ve felaketi getirir.
Eski bildiklerini tekrarlamaktan vazgeçmediğiniz sürece bu zor, acı dolu ve ızdıraplı yolda ilerlemek zorunda bırakıldığınız Gerçeğine aşina olmanız Zamanıdır. Eskiye ve geriye dönüş asla yoktur. Toplumun Aydınlanması, Gelişmiş bir Toplum olma özelliği varken hala kendi etrafında dönüp durmanız ne sizlere ne de topluma yarar sağlamaz. Ancak bu tutumunuz daima Sizleri geride bırakacaktır. Geride kalmış toplumlara örnekler de yaşadığınız Dünya Tarihindeki bolca yaşanmış ibretlikler ve hadiselerle dopdoludur. Hala Toplumsal Gerçeklerin anlaşılmasındaki husus yeterinde idrak edilememişse bunda ne Bizlerin ne de Sistemin suçu vardır (?)
Daima İleri Tekniklerle Toplumsal Bilinç Düzeyi hassas bir şekilde ölçülmektedir. Gelişmiş ve Gelişmemiş Toplum Bilincini biraz daha açalım:
İnsan Kardeşlerimizin, hala acabalar ve çelişkilerle kafasındaki düğümleri çözememiş olması ve dolaysıyla herhangi bir sonuca varılamayış hatta yaşanan Toplumsal girdaplarda ileri düzeyde bir çözümsüzlük ve çaresizliğin hapsettiği bu dar alandan çıkılamayış, esaretin bir ürünüdür. Toplumsal Bilgiler verilmesine rağmen onları olduğu gibi kabul etme alışkanlığını bir türlü kıramayan İnsanoğlunun bu esareti daha ne kadar sürecek? Bilinmelidir ki, alınan Bilgilerin hazım durumuna göre Toplumsal Bilgiler sunulmaktadır. Herhangi bir hamle yapılamadığında, Toplumu daima geride bırakan bu esaretten kurtulamadığınızda Sizleri daha İleri Toplumsal Safhalara nasıl hazırlayabilir ve Sizleri çaresiz bırakan bu esaretten nasıl Kurtarabiliriz?
Daima ''oku'' Denmiştir. Ama alınan bilgilerin hazım durumuna verildiği Gerçeği bilinmediği için şimdiye dek bazı zorunlu haller dışında Gizlilik şartı çerçevesinde herşeyin Açıklanma ve Bilinmesi Zamanı gelene dek Direk Bilgiler aktarılamıyordur ancak yaşanan Çağın gidişatına göre artık Zamanı geldiği için artık bütün Bilgiler tüm Planete Açılma Zorunluluğu hasıl olduğundan Toplumsal Bilinçlenme ön plana alındı.
Alınan Bilgilerin İnsanlarda yarattığı etki sayesinde ciddi bir Aydınlanma meydana gelir. Bu da Uyanış denilen bir Süreci getirir. Kutsal Kitaplarınızda Kıyamet olarak da adlandırılmıştır. Daha İleri Toplumsal Bilgilerin alınmasında gerekli olan ön koşul, Toplumun Değişimi ve Yenilenmesidir. Bilinçteki bu Değişim aynı zamanda Reform yaratır. Bilinçte Devrim aslında budur. Toplumsal algıların değişmesi ve yenilenmesi, Toplumsal Bilgilerin kabulündeki hızlanma ve alınan Bilgilerle Geleceğe yönelik ciddi hamleler yapılması ve daha İleri Toplumsal Aşamaları da beraberinde getirecektir.
Çünkü Kazandığınız Bilinç sayesinde Sizlere aktarılan Mesajların da mahiyeti değişecektir. Bilincinizi bilinenden çok - daha doğrusu eski bildiklerinizi tekrarlama alışkanlığınızdan vazgeçtiğiniz an - bilinmeyenlere doğru ayarlayabilirseniz Sizlere daha Kaliteli Mesajlar Sunulacaktır.
Hakiki Sanatkarlar, aldıkları sinyalleri kendi bilinç düzeylerinde Sanata dönüştürerek resim - heykel - yazı türünde ve görsel alanlarda da Toplumlara yansıtarak içinde bulundukları Toplumları hem zenginleştirir kültürel anlamda hem de Toplumsal Bilinç Aşamalarında mesafe kat ettirir. Bu bağlamda Sanatkarların Toplum Bilincine yönelik Katkıları Eşsizdir. Bir Edison, bir Einstein'i düşünün Dostlarımız.
Sizler, Bizlere yardımcı olamazsanız, Bizler de Sizlere yardımcı olamayız. Özel Bilgileri Toplum Bilincine Bilgi mahiyetinde Aktarma İsteğimiz daima reddediliyor. Yanlış anlamayınız Dostlarımız, içinizde Bizlerle irtibatta olan ve Bilgilerin doğruluk derecesini araştırdıktan sonra Sözlerimizin Doğruluğuna inanan ve Güvenini kazandığımız Dostlarımızın önünde Saygı ile Eğiliriz. Zira bu Dostlarımızın Toplumsal Sorumluluk Düzeyleri epeyce ilerde olduğu için yaşadıkları zor durumların ve koşulların içersindeyken dahi Gemiyi nasıl susuz yürüttüklerine Şahit olduktan sonra Sizlerle olan İrtibatlarımızın kesintisiz devam etmesi, bu Dostların özverili çabaları ve çalışmaları Sayesindedir.
Dünyanızda giderek Güçlü bir Birleşim egemen olmaya başlamıştır. Bu durum Bizleri de ziyadesiyle Mutlu etmiş ve Sizlere yönelik tavrımız daha da keskin hale gelmiştir. Bu Birleşim, karşılıklı Dost Anlayışına bağlıdır. Şu anda içinde bulunduğunuz Dünya Bilinç Düzeyi değişime uğramıştır. Dünya Bilincinin artık yetersiz kaldığı bir Zaman dilimindesiniz. Bu yüzden içinde bulunduğunuz bilinç düzeyini aşıp daha üst bir bilince doğru yol alın Çağrısı Planetin her köşesine yapılmıştır. Aldıkları çağrılar doğrultusunda hareket eden Bilinçler, Hakikati daha kolay kabullendikleri için herhangi bir sorunla karşılaşmamışlardır. Onları bu tehlikeli badireyi Sizin deyiminizle burnu kanamadan atlatabildikleri için işte o yüzden hızla Bilinçlenin ve Değişin diyoruz, İnsan Kardeşlerimiz.
Sizlerin de zarar görmemeniz için yaptığımız bu Uyarıları lütfen hafife almayınız Sevgili Dostlarımız.
Yeni Dünya Düzeni / 2023/02/19
Yorumlar
Yorum Gönder