Ana içeriğe atla

Mükemmellik, Dünya görüşlerine göre farklı bir durum iken Evrensellik Anlayışına göre ise tamamen farklı bir olaydır. Mükemmellik anlayışı Dünyanın empoze ettiği bir tezahür olduğu için çoğunlukla Toplumların temel değerleri, yargısı haline getirilmiştir. Bu yüzden de tenkitler, kınamalar, aşağı çekmeler yaygınlaşmıştır. Herkesin Topluma yönelik ne kadar Fayda sağlayabildiği ölçüde Evrensellik Anlayışına göre Bizce Değer kazanmaktadır. Toplumsal sorunların çözümüne yönelik yaklaşımlar Bizce mühimdir. Kula kul olmayanlar Bizler tarafından Saygı ve Takdirle Karşılanır. Çünkü birbirlerinin hükmü altına giren bireyler çoğunlukla kendi iradelerini kullanmaktan aciz, zavallı bir kişiliğe büründükleri için hep maşa olarak kullanılırlar. Yani bu gibilerin Topluma herhangi bir faydası olmadığı gibi verdikleri zarar hem çok büyük hem de tehlikelidir. Kendi çıkarını Halkın ihtiyaçlarından daha fazla önemseyen yöneticiler ve idareciler asla muvaffak olamayıp herhangi bir başarı elde etmeleri mümkün değildir.

Çünkü kendi menfaatlerinin ve çıkarlarının kölesi olmuş bir yöneticiden, idareciden hiçbir şey beklenmez. O insanların hayatlarında hiçbir zaman mutlu olmaları bile söz konusu değildir. Kendi çıkarına yenik düşen, menfaatini herşeyin ve herkesin ütünde tutan bir zihniyet İnsanlığın en büyük düşmanıdır. Bizlerin de böyleleriyle meşguliyeti ya da zaman kaybı düşünülemez. Çünkü Bizler, Toplumu Aydınlatan Rehberlerle, Halkın ihtiyaçlarını ve Ülkenin yararını kendi menfaatinden ve çıkarından daha üst düzeyde tutabilenlerle Beraberiz.

Herkesle temasa neden ve ne şekilde geçip geçmediğimiz şimdi daha iyi anlaşılmıştır, sanırız. Herkesle temas kurarak ferdi iradelere hükmetme kuralını çiğnemediğimiz için Planetinizde 'Müdahale Yasası' uygulanmaktadır. Bizlerle temasta olanların İradeleri güçlenir, Enerji takviyeleri yapılarak daha yüksek kapasiteye erişimi sağlanır, Toplumun sorunlarını doğru yöntemlerle nasıl çözebileceği idrakini kazanır. Dolaysıyla kendi kendilerini hapseden o karanlık kuyudan kendileri de dahil hiçbir kimsenin yardımı olmadan orada kalmaya mahkum kalırlar. Çünkü karanlık kör kuyu, sağırlaşmış bir vicdan, dilsiz ve Toplumun Gerçeklerini gözlerini yumarak körleşen sağduyudan ve mantıktan yoksun insafsız kimliklerdir. Topluma zarar veren eğilim değişmedikçe ya da değiştirilemedikçe nice milyonların yaşamları bir hiç uğruna heba edilir ya savaşa yönlendirilerek ya da doğal afetlerin meydana getirdiği hasarların altında çaresizce yardım bekleyen o masum hayatların göz göre kaybolup gittiklerine şahit olunmaya devam edilir.

Dünyanın Zamanı giderek değişiyor ve başka yöne akıyor Demiştik. Planetin havasını da içindeki canlıların ürettiği yoğun negatif enerjilerin çokluğu neticesinde korkunç kesafete dönmüştür. Genellikle hava kirliliği aslında endüstriyel kaynaklı olduğu sanılır ama onun ötesine geçtiğinizde İnsanların birbirlerine verdikleri zararın boyutu derinleştikçe Dünyanın ayarı ve dengesi de bozulmuş oluyor. Böylesi bir durumda kendi mutluluğun hep başkalarının yıkımları üzerine kurmayı alışkanlık edinmiş bir Toplum Bilincinin ve Anlayışının temelinden sökülüp atılmadığı sürece hiç kimsenin hiçbir şekilde mutlu olması asla mümkün olamayacaktır.

İnsan ilişkilerinin temelinden formatlanarak yeni bir yapıya geçilmesi durumunda ancak Hakiki Mutluluğun ne olduğu Anlaşılır. Kısa süreli mutluluklar olsa da kişi daima ne yaparsa yapsın kendisini bunalımdan asla kurtaramaz. Bencilce düşünen ve yaşayanlar için durum böyledir. O yüzden fevri davranmak en başta kendilerine sonra da başkalarına zarar vermekten başka bir şey değildir. İnsandan insana yansıma tekniği devrede oldukça bunun başka türlüsüne imkan yoktur. Çoğu bunalımdan kaçamayanlar intiharı ya da bu dünyayı terk etmeyi kolay yol olarak görürler. Oysa ki durum sanıldığı gibi değildir çünkü böylesi bir yaklaşım, insanın sahip olduğundan çok şey kaybettirir. İnsanın insana ve doğaya, canlıya - cansıza davranma şekli olgunlaşmadığı sürece daima ilkel ve çağdışı kalmaya mahkumdur. Yeterli olgunluğa gelebilmek, Dünyevi bilincin üzerine çıkmakla mümkündür. Artık bu noktaya gelebilmiş Bilinçlerde dil - din - ırk ayrımı gözetmeden bütün Dünyayı eşit görür.

Çünkü neyin ne olduğunu anlayıp çözdükleri ve bildikleri için Onları hiçbir zaman hiçbir şekilde mutsuz göremezsiniz. Dünyanın kaotik ortamlarında ve koşullarında dahi gayet Dengeli ve Tutarlı bir Kişilikleri vardır. Herşeyi doğal karşılarlar. Hatta Sizlerin Onlara olan saygısızlığını bile hoşgörürler. Ama tabiki Bizler, Hakiki İnsanları ezdirmediğimiz için böyle bir Saygısızlığa da Tahammülümüz yoktur. Evrensel Kişilik ve Kimlikler Toplumlar hatta Dünya için Değerli Kişiliklerdir. Eleştirinin olumlu ve olumsuz yönleri itibariyle başkalarına saldırmayı eleştiri adına sayan tipler çoğunlukla ortamlarında provakatif kişiliklerdir. Bu kişiliklerin Toplumsal Gerçekleri örtbas etmek adına mevcut olan soruna yönelip, çözüm arayışı içersine girmektense genellikle alakasız şeyleri büyütüp Kamuoyunun dikkatini dağıtarak başka yönlere sürekli çekme gayretindedir. Ama başarılı olamadıkları hatta kendi kazdıkları kuyuya kendilerinin de düştüğü bilinmektedir. Yapıcı eleştirilerle sorunlara çözüm odaklı yaklaşım tarzını benimseyenlerin de maalesef bu üzücü provakasyonlara dahil oldukları için ben merkezli düşünce sisteminin de pek dışına çıkamadıkları görülmektedir.

Çünkü sorumluluğunu kazanmış ve kendilerine Toplumun Geleceğini en iyi şekilde koruma sözünü vermiş olanların bu yolda atacakları adımları engelleme çabalarına yenik düştükleri için çoğu kez başarısızlık kaçınılmaz hale geliyor. Çözümsüzlüğe itildikçe daha fazla karmaşa, daha fazla girdap ve nereye gideceğini bilemeyen bir çaresizliğin pençesine yakalanma riskini doğurur.

Verilen Mesajların Toplumsal Düzeyinizle uyumluluğuna dikkat gösterilirken, alınan Bilgilerin doğruluk derecesinden doğru bir şekilde algılanabilmesi ve Toplumun bakış açısının derinleşmesiyle giderek her şeyin daha net görüldüğü, anlaşıldığı ve idrak edildiği bir Safhaya geçişiniz yapılmaktadır. Toplumsal aşamalar genellikle eskinin üzerine yenisini inşa ederek gerçekleşmekteyse de Bizlerin Sizlerle olan İletişimiyle ve Temaslarımızla aslında tümüyle yepyeni bir Safhayı birlikte inşa ederek Zamanınızı Çağın Değişimiyle uyumlayıp daha Üst bir Toplumsal Bilinç Hazırlığına girilmiştir. Toplumsal Birliği ve Beraberliği güçlendirerek, Sevgi potansiyelini en üst düzeyde tutup, Sosyal Dayanışmayı kalıcı hale getirmek, Toplumun Geleceğini Koruma altına almamız içindir. Sizleri Evrenselliğe kadar yükselterek ve bu sayede Evrensel Potansiyele bağlanmanızı sağlayan Ortamlar oluşturulmaktadır. Toplum Bilincine Hitap edecek Mesajları özenle seçtik. Ve bu yolla da daha olumlu sonuçlar alabilmekteyiz. Çünkü Bizlerle İletişiminiz arttıkça Hakikat daha çabuk kavranır ve Evrenselliğe o denli daha güçlü bir şekilde adımlar atmaya başlarsınız. Yolunuzda ilerlerken yalnız olmadığınızı da bilin. Toplum Bilincini Altın Çağa hazırlayarak Ortamınızı göz önünde bulundurarak Mesajları vermeye çalışıyoruz. Hiç kimsenin aklını karıştırarak kaotik bir ortam oluşturmayı hiç İstemeyiz. Ancak İnsanoğlu ne kadar çabuk Bilince varırsa o kadar çabuk uyanır ve yolunda ne yapacağını bilerek ilerler. Sizlere Hakikatleri naklederek Toplumsal Bilinç Düzeyinizi arttırmak daha önceleri de sıklıkla vurguladığımız gibi en önemli Sorumluluğumuzdur. Tabi Bizlerin bu denli gayretine karşılık İnsanların da arkalarına yaslanıp koltukta oturmalarını hiç de Tasvip etmeyiz. Bu en başta kendinize olan Saygısızlıktır. Başkalarını düşünmeyen bir anlayış yok olmaya mahkumken, fevri davranışların hiç kimseye yarar değil de aksine büyük kayıplar verdirdiği artık bilinen bir gerçektir.

Hiç kimse koltuğuna yaslanıp dünya yanarsa yansın bana birşey olmaz diyerek böylesi bir yanlışlığa girmenin sonucu daima hüsran ve acı gerçeklerle karşılaşmak demektir ki tarihinize dönüp baktığınızda yaşanmışlıklar hep büyük dersler ve ibretliklerle doludur.

Kafasını kuma gömen kişiler bencilce davrandıkları için hiçbir zaman İnsanlık sınıfında yer alamazlar. Ülkenin, Toplumun ve dahi Dünyanın içinde bulunduğu duruma göre ne yapıp ne yapmayacağına karar verebilen İnsanoğlunun yaptığı ve yapacağı Seçimlerle şimdiye dek Günümüz Dünyası şekillendirilmiştir. Hırs, kin, ihtiras, negatif tepkiler hep arzu edilmeyen hadiselere yol açmıştır. Egoyu güçlendirmek için Ego bazlı yapılan provakatif eylemlerle İnsanları birbirinden ayrı tutmaya yetmiş ve böylelikle de Planetinizde arzu edilen bir Birleşime ne yazık ki bir türlü gelinemedi. İnsanlar arasına sınır konuldu, Milletlerin de. Ayrımcılık giderek çığ gibi büyüyerek Dünyayı daha da tehlikeli bir darboğaza getirdi. Toplumsal ayrımcılık güçlendikçe İnsanlar daha çok zarar gördü. Ülkenin Gelişimi kösteklendi. İnsanlar birbirine düşman olunca da Ülke ve Toplum Bilinci giderek kayboldu. Artan Negatiflik İnsanlığın düşmanlarının işine daha çok yaradı. İnsanlar genelde hep başkalarından etkilenmeye açık olduğu içinse yaratılan Toplumsal Baskıların hedefi olmaktan çekinildi. Ve bu yüzden hiçbir şey yapılamayınca da ortalık kargaşanın tam merkezi oldu. Toplumsal çalkantılar fazlalaştı. Hukuksuzluk, ciddiyetsizlik hatta suç oranları tırmanışa geçti. Belli başlı kimselerce bu durum önlenmeye çalışıldıysa da pek işe yaramadı. Ama etkili sonuçlara ulaşabilmek için nitelikli ve kaliteli çözümlere başvuruldu. Toplumu yeniden Birlikteliğe - Beraberliğe - Uyuma ve Dengeye getirilme çalışmaları ve çabaları hız kazandı. Ülke ve Toplum Bilinci, oluşan bu yeni Farkındalık giderek tavan yaptı. Daha çok İnsanın farkına varılması sağlandı. Artık İnsanların neyin doğru neyin yanlış olduğu Bilgisi yayılınca işte Toplumsal Bilinçlenme tam bu noktada başladı ve genişledi. Toplumsal Bilinç Düzeyinin yükselmesiyle Ülke Bilinci doğrultusunda Hakiki Vatanseverlik duygusu çabucak yayıldı. Toplumun farklı kesimlerini birarada düşünmeye, beraberce hareket etmeye ve Dünyada en önemli şeyin Ülke Bilinci olduğu anlaşıldı.

Son zamanlarda ATA'nın Ülkesinde artan Güçlü Sosyal Dayanışma duygusu ile sağlam birliktelik ve beraberlik Toplumun farklı kesimlerini bir arada tutabilmeyi başarmış, Toplumdaki tıkanıklıkları çözmeye yönelik hedef ve planların önünü açmıştır. Bu başarının sağlanması Toplumun yararına yönelik çözüm anlayışıyla hareket edenler ve tabiki de Ülke İnsanlarının sahip oldukları ve Bizlerin de arzu ettiği Olgunluk seviyesidir. Bizlerin de Atatürk Türkiyesi Geleceğin Merkez Odağı olarak Kurulumuna yönelik Umudu bu sayede daha da arttı. Hayal kırıklığının yerine Umudu yükseltmeye çalışan ATA Toplumunun Atatürk Türkiyesi' ni omuzlarında büyük bir Gururla taşıyabileceği Kanıtlandı. ATATÜRK' ün Sevgisi daimdir. Bizlerin de . Ama ATA 'nın, Toplumuna çizdiği yoldan ilerlemeyi seçen bir Toplumda bundan böyle ne acı vardır, ne keder, ne de umutsuzluk. ATA 'nın Güvenini boşa çıkarmayıp, en zor koşullarda dahi Ülkesine sahip çıkabilmiş olan Hakiki Atatürkçülerin göstermiş oldukları bu Saygın duruş ile

Bizlerin ama en önemlisi ATA'mızın göz yaşartıcı Hayranlığını daim kılmıştır. Başından beri Asil Evlatlarına duyduğu Güvenin asla boşuna çıkmayacağı Bilincindeydi. Her provakatif eyleme dahi müsaade etmeden sağlam ve nitelikli duruşuyla tepkisini kaliteli bir yaklaşımla gösterebilmiş olan ATA 'nın Evlatlarının ne kadar Seçkin ve Asil oldukları da İspatlanmış oldu.

Toplumda iki yönde birbirinin zıddına hareket farklı anlayış vardır. Birincisi Egosunu diğer İnsanların üstünde görerek başkalarının yaşamını hiçe sayarcasına Toplumu felakete sürüklemeyi amaç edinmişler ancak bunun tam tersine doğru hareket eden ve Toplumun yararını her şeyin üstünde tutabilen bir Anlayış. Bu Anlayışa sahip olanlar hem göstermiş oldukları performanslarıyla Ülke Bilincini yeniden Topluma enjekte etmiş hem de Toplumsal sorumluluğu had safhada bir Görev olarak bilmişlerdir. Toplumun önündeki setleri yıkan, sorunların çözülemeyişinden kaynaklı korkunç tıkanıklığı çözebilecek olanlardır bu Anlayışta olanlar. Ancak haksızlıklar, adaletsizlikler ve üstüne yaşanan doğal afetler, Haklı iyice yıpratmış, güçsüzleştirmiş, içler acısı bir duruma getirmiştir. ATA'nın Ülkesinde olan her İnsan Değerlidir. İnsan Hayatı paha biçilemez bir Değer taşır. İnsanların duygularını hiçe sayan bir tavrın hala egemen oluşu yaşanan bu Toplumsal ıstırabı arttırmaktadır.

Öncelikli olarak Toplumun ihtiyaçlarının karşılanması Anlayışının Egemen olması gerekliliği ön plana alınmıştır. Doğada hakir görülen en ufak canlıda bile bu duygu yokken hala Topluma yönelik Değersizleştirme politikası ısrarla devam etmektedir. Bu anlayışta olanları, Doğanın en aşağı sınıfına sokan bir anlayıştır. Bu zihniyette olanların Toplumu ezdikçe, katı kuralları ile yozlaştırıcı faaliyetleriyle kısır döngü oluşturulduysa da bu kısır döngüyü kırmak da Bizlere düşer. Hiç kimse kendini Toplumun ve Ülkenin üzerinde hissedemez. Buna imkan yoktur.

Topluma yönelik bu yanlışlığı Düzeltmek mecburiyetindeyiz. Bizim için önemli olan İnsanların Adilce yaşamaları, Layık oldukları Mutluluğa ulaştırılmaları ve Güvenle Yaşamalarını sağlayabilmemizdir. Herşeyin bir Karşıtı, bir Mantığı vardır. Zıtlıklarla dolu olan Dünyanızda çelişkilerin kalmaması, acabaların sonlandırılması için gerekli koşullar oluşturulup Toplumsal Bilinç Düzeyinin yükseltilmesi amaçlı Çalışmalara o yüzden Hız verdik. Yaşananların ağır travmalarının etkisini bir daha asla hissettirmeyecek Muhteşem bir Dönem başlıyor.

Bu etaptan sonra Evrensel Düzenin istediği nitelikler çerçevesinde hareket ederek giderek açılan Bilinç Kotlarınız sayesinde daha Yüksek ve Gelişmiş bir Toplum olma Özelliğinizi edinmiş olarak Varlığınızı idame ettirebileceksiniz. Ülkenin Medeniyetin Beşiği olarak bilindiği Dünyanızda Tibetli Rahiplerin, Uzakşark Toplumlarının İleri Bilinç seviyesinde olduğu gibi alabileceğiniz çok daha İleri Bilgilerle Bilinç kazanmış olacaksınız. Bu şekilde Aydınlanmış ve Çağdaş bir Toplum olarak Ülkenizi de Asırlar boyunca ayakta tutabilecek bir Potansiyele sahip olacaksınız. Sevgi, Toplumu ayrıştıramayacak kadar Evrendeki en güçlü titreşimdir. ATA' ya olan Bağlılığınız sayesinde bu güçlü titreşimler aslında Sizleri ayakta tutan tek yönünüzdür. İşte bahsettiğimiz Hakiki Sevgi budur. Hakiki Sevgide almak yoktur, veriş vardır. Özünde menfaate - çıkara asla yer vermez. Bu şekilde de Doğayla Bütünleşebilmenin Huzuru ve Sükuneti içersinde daim olursunuz. Karşılık beklenen herşeyde Ego vardır.

Bu yüzden Egoya yer vermemekteyiz, Diyoruz. Fevriliklere - Bireyselliklere bu nedenle izin verilmez. Toplumu bir araya getiren Birleşim ve Bütünleşme duygusu, Sizlerin en güçlü yönünüzdür. Bu sayede önünüzde hiçbir engel kalamaz. Tüm setleri yıkar geçersiniz. Yeterki bu Dayanışmacı Toplumsal Bilinç Düzeyine gelebilin. İşte o zaman Sizlerin önü açılır ve hiçbir şey hiç kimse yolunuzda ne engel oluşturabilir ne de köstek.

Hakiki Mutluluğunuz bu olacaktır. Ve görülecek ki bu Dayanışma duygusunun Sizleri Toplum ve Ülke olarak nasıl güçlü işbirliklerine götürdüğü ve daima nasıl Yükselerek daha da Güçlenerek Asırlar boyunca daha da fazla Gelişebileceğiniz bir Toplumsal Yapıya kavuşabileceksiniz. Yeter ki kendinize inanın ve güçlenin Dostlarımız. Ülkenin Geleceği ve Toplumun iyileşmesi Sizlerin elinizdeki dizginlere bağlıdır. Dizginlerinizi bırakmadığınız sürece her yönden Yardım ve Destekler çoğalarak bir çığ gibi büyüyecektir. Bu da Sistemin Sözüdür ve aynı zamanda da ATA 'nın Andıdır.

Çok daha Güvenilir ve çok daha Yüce bir Anlayışa sahip olanlar, Yarınki Ülkenin Yeni ve Hakiki Sahipleridir.

ATA Kanalından ATA Bilincine sahip Toplumuna Özel Bilgidir. ATATÜRK TÜRKİYESİ.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PLANETİNİZE ATATÜRK’Ü TANITIYORUZ

ATATÜRK; Evrensel bir Yüce Görevlidir. O, İnsanlığın Altın Güneşidir. Evrensellikteki yeri ve Önemi asla Tartışılmaz. SİSTEM’in Kadrosunu oluşturarak SİSTEM’i Planetinize Tatbik eden İlk ve Tek Yüce Görevlidir. Evren Anayasasını bilen ve Ülkenizde ilk kez Meclis Yönetimini oluşturan ATATÜRK, Evrensel Anayasayı aynen tatbik etme ve uygulama Görevini, Talimatını alarak 1923 yılında Türkiye Cumhuriyetini Kurmuştur. Ancak sonradan her şeyde olduğu gibi yanlış kullanım sonucu Din ile Devlet işleri birbirine karıştırılmış, dejenere edilmiştir. Bu dejenerasyon sonucunda 2023 Ekim itibariyle 2. yüzyılınıza bozuk bir yönetimle geçiş yaptınız. Milli İrade hiçe sayıldı. Millet hakimiyetinden tekrardan 1923 yılı aslında Milat olan bir Demokrasi Yönetim şeklinin bozulmasıyla beraber tamamen bu yönde yapılan yoğun çalışmalar sonucunda elde edilen bütün Kazançlar iptal edilerek eski haline döndürüldü. Oysa ki Millet Hakimiyetini esas alan bu Yönetim biçimi Halkların ve Ülkenin Yarınlarının Teminatıy...

PLANETE UMUMİ BİLGİDİR

Artık Tabanı Tavana Yaklaştırıyoruz. Her Reformik Düzen aslında bir Altın Çağdır, her Göksel Kitap, bir Altın Çağın Anahtarıdır. Tüm Evrensel Yasaların Temelini teşkil eden BİRLİK - DİRLİK - DÜZEN üçlüsü doğrultusunda bozulmuş olan tüm Düzenin yeni baştan ele alınmasında Karar verilmiş olup, Planetin tamamını kapsayan ve üstünde yaşayan tüm Canlılarla birlikte şimdiye dek daha görülmemiş olan Büyük bir Değişiklikle Yepyeni bir Düzenin Resmen Kurulma Çalışmaları henüz tamamlanmıştır. Birleşim bu nedenle Şarttır Anlayışı ile Hareket etmenizi İstememiz bu yüzdendi. Toplumsal Bilinç ve Sorumluluklarınız dahilinde şimdiye dek Sizlere bildirilmiş olan bütün Bilgilerinizi kökten değiştirecek ve Sizleri bütün çelişkilerden kurtaracak olan İlim ve Bilim Yolunuz açıktır. Daha önceki Bilgilerinize ters düşecek ve Sizleri şimdiye dek alışılagelmiş dar kalıplarınızın içerisinde tutsak eden Bilgi Kirliliğinizden de bu sayede Kurtarılmış olacaksınız. Amacımız; Sizleri önünüzdeki Eşiği en az zararla ...

Altınçağ Bilgileri | Kısım 9

Cemiyet egosunu kendi menfaati uğruna kullanmanın getirdiği zararlar ve ziyanlar tüm Halkı açlık ve sefalet derecesine getirmiştir. Tüm Dünyanın geldiği bu dar boğazdan Planet olarak tek çıkış yolu olan Yeni bir Düzene uyum sağlayabilme sürecinden geçirilirken karşılaşılan uyumsuzlukların bir sonucu olarak meydana gelen olumsuz ve zorlayıcı koşulların İnsanlığı iki yüzyıl daha dayanılması güç bir ortama maruz bırakacağı Düşüncesiyle 23. yüzyıla kadar Planetteki olayların kendiliğinden gelişim yönü maalesef İnsanlığın gitmesi gereken yoldan saptığı ve bu yozlaşma çemberinin içersinde tutsak edildiğiniz ve çaresizliğiniz Karşısında ATA'nın İzniyle henüz daha başlarda olmanıza rağmen Öncelikli olarak Devreye bu amaçla Girdiğimizi yineliyoruz. Çünkü geri kalmış toplumların kendi kendilerine verdikleri en büyük zarar yine kendilerini yok ederek kendi iplerini kendileri çekecektirler. Bu yüzden hiç kimseyi zorla Atatürkçü yapmayın Dedik. Atatürkçülük; Çağın Değişiminde Kilit bir Ro...